Rüyalarında gördüğün insanları, uyandığında aramalısın.hayatı kolay yapar.“merhaba rüyalarımdaki adam”beni aşk uyandırdı.Les amants du Pont-Neuf 
Pa, 27th Mayıs — 19 yorum

Kahraman: bana bak, sana bir şey söyliyim mi?- söyle- kimseye söylemek yok ama!- iyi ya söylemem.- yemin et bakiyim.- valla billa söylemem.- ben ölücekmişim.- ne var oğlum bunda yemin ettiricek?- hiiiiç..ama abimle halit abim “duydun mu?” diye bağırdılar akşam bana. ben de korkudan “duymadım” dedim.- sen sahiden ölürsen bilyalar nolucak?- ne biliyim ben.- bana versene?- iyi ya, ölünce abimden alırsın.- yaşa ulan!
Cu, 25th Mayıs — 249 yorum
Pe, 24th Mayıs — 24 yorum
yağmasaydın iyiydi de, yağdın işte

insanları uyarmaya çalıştım hep bugün
“yağmur geliyor dikkatli olun” dedim
bazıları duydu bazıları duymadı
bazıları anladı bazıları anlamadı
şemsiyeden hiç bahsetmedim
ya da yağmurluktan
basit şeyler anlattım onlara
“yağmur geliyor” dedim
daha basit ne diyebilirdim ki
ıslanacağını düşünmeyenleri aradım
suların üstünden atlamayacak olanları
kafasında çok şey olanları buldum
ıslandığını fark etmeyecek olanları
bir önemi yoktu aslında
sonuçta yağmurdu bu
yağardı
ama ya içi sıkılacak olanlar
ya hazır olmayanlar
bahara yakışan iyimser bir hale tutunmuşken
yağmura yakalananlar?
ben de beklemiyordum
ben de hazır değildim
baktım ki zaten 
kimse de hazır değilmiş
bu yüzden bugün
yağmura yakalanmış gibi yaptık
hep birlikte

Pe, 24th Mayıs — 11 yorum
Pe, 24th Mayıs — 89 yorum
en eski.
Sa, 22nd Mayıs — 2 yorum
Sustu. Konuşmak lüzumsuzdu. Bundan sonra kimseye ondan bahsetmeyecekti. Biliyordu, anlamazlardı.

- Aylak Adam, Yusuf ATILGAN

Pzt, 21st Mayıs — 1 yorum
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Yorgun bir zihin.
Ve yorgun bir kalp. 
Bencil insanlar.
Ve kime yüklesen ‘en’ sıfatını, bir şekilde seni acıtmaktan hiç korkmayan kişilere denk gelmen.
Zor şeyler var hayatta. 
Senin kafaya taktıklarından da çok zor şeyler var.
Ve tüm bunlara karşı fazla düşünmeyi değil sadece nefes alıp zamana bırakmayı deniyorum ben. 
Biraz daha bencilleşiyorum. 
Daha da vurdumduymaz oluyorum. 
En azından istiyorum böyle olmayı. 
Ama o insanlar gibi başkasını üzüp mutlu olacak kadar bencil olmak değil benim istediğim. 
Benimki ölçülü bencillik. 
İnsanların egosunun seni üzmesine izin vermemek gibi mesela. 
Yahut biri sana “benim için çok değerlisin” diyorsa ve seni hiç çekinmeden kırıyorsa zaman bırakıp, içini ondan uzaklaştırmak ve acını dindirmek gibi mesela. 
Çünkü ben ne zaman zamana bıraksam bir insanı, hep çıkarmışımdır hayatımdan. 
Ve ne kadar olmaz desen de sen, her güzel şeyin bir gün bittiği gerçeği var. 
Ama yine de insan sadece yaşadıklarını yanına alıp hayatına devam edemiyor bazen. 
Bazen canını acıtıyorlar, bile bile. 
Ve ben böyle anlarda susmuyorum asla. 
Arıyorum, yazıyorum ve söylüyorum içimdeki her şeyi. 
Ve kendimden korkuyorum bazen, bir insanın canını acıtmaktan korkmazsam neler yapabileceğimden korkuyorum. 

86 listens
Pzt, 21st Mayıs — 21 yorum
[Flash 9 is required to listen to audio.]

Ya acımı bilmeseydim?
Neye üzüldüğümü bilmemek daha büyük bir yıkım olurdu.Hergün başka bir acıya yakıştırmak kendini.Düşmek isteyip,düşememek bütün düş kırıklıklarından…Yaşam boyu sürerdi bu intihar.Deneyip deneyip ölememek gibi..Bütün kenti bombalamak isterdim o zaman..
Ama yine ben kalırdım altında yıkıntıların.Bazılarımıza gülümsemenin doğuştan verildiğine inanıyorum.Yoksa böyle uzun sürmezdi mutsuzluğum.Ah gülen insanları anlayamıyorum .Niçin komik yaşamak ?

1777 listens
Pa, 20th Mayıs — 57 yorum
Pa, 20th Mayıs — 3.583 yorum

Günün tüm yorgunluğunu, karmaşasını göğsünde uyuyarak atmak vardı şimdi.

ah ne hoş olurdu.

Cmt, 19th Mayıs — 11 yorum
‎”Bazı şeyleri yanlış anlıyorsun Milena. Ve ayrıca benimle ilgili bir kaygı taşımana gerek yok; son gün de ilk günkü gibi beklerim..

— Franz Kafka, Milena’ya Mektuplar 

Pe, 17th Mayıs — 70 yorum
Öyle bir hal aldı ki her şey, başlanan her şeyi ben bitiriyor, güzel her şeyi ben berbat ediyormuş gibi hissediyorum.

Pzt, 14th Mayıs — 2 yorum

omzun > yastığım

Sa, 8th Mayıs — 3 yorum

[Flash 9 is required to listen to audio.]

Bir adam.
Uzun zamandır aklımda.
Ve bir gün.
Fark ettim ki tanımayı çok istiyormuşum o adamı.
Bunları yazarken O’na, her zamanki gibi kahvem elimde.
Bunlar onun için ilk satırlarım.
Tanrı biliyor beni, hiç çekinmeden yazarım sevdiğim adamlara.
Hiç korkmadan.
Ve bir şarkı eşlik ediyor parmak uçlarıma.
O çok seviyor bu şarkıyı, biliyorum.
Sevdiği başka şeyleri de bilmek istiyorum ama.
Hayallerini mesela, en sevdiği insanları, en sevdiği mekanları, en sevdiği yemekleri.
Kahveyi en çok nasıl sevdiğini.
Yahut sevip sevmediğini.
Gülünce sesinin nasıl olduğunu.
Sinirlenince ne hale büründüğünü.
O kadar üstü kapalı hem de o kadar açık yazmak istiyorum ki O’nu. 
Korkuyorum ama, birilerinin anlamasından ve zihnimdeki büyüsünün bozulmasından.
Yorucu günler geçiriyorum. 
Dersler arasında boğulmuşken, kesintisiz bir sohbetimiz de olamıyor onunla.
Çok kısıtlı konuşmalar bile yetiyor günlerce düşünmeme. Kimseye belli etmesem de çok istiyorum aslında O’nu.
Ve birkaç şey daha istiyorum tanrım. 
Hep çok isterim zaten, biliyorum.
Aklının birinde kalmış olmasını istemiyorum mesela. 
Yüreğinin bir acıyı taşıyor olmasını da.
Biliyorsun tanrım, benim yüreğinde sevda taşıyan biriyle savaşacak gücüm yok.
Aslında anlatsın istiyorum biraz.
Böyleyken böyle oldu desin. Bundan böyleyim.
Sadece sevdiği tınıları bilmek yeter mi bir adamın yüreğine dokunmaya?
Yeter diyorum. 
Yetsin istiyorum aslında. 

94 listens
Pzt, 7th Mayıs — 21 yorum